| A HANDA KAÇTI PAPAZ | Ne ilgisi var demeyin. Küresel ekonomik kriz denen olguyu, sokaktaki sıradan insanların gönülsüzce masada oturdukları ve ne yapsalar, ne etseler de papazın hep ellerinde kaldığı "Papaz Kaçtı" oyununa benzetiyorum. Biz varlıklarımızı özelleştirerek verimliliği ve kârlılığı özel sektörün dinamik ve rekabetçi ruhuna havale etmeye çalışırken, kapitalizmin mabedi ABD, bir yandan "Görünmez el teorisi" adlı kuramı ile kapitalizmin kurucusu sayılan Adam Smith’e göz kırparak, sistemi kurtarma adı altında yeni kâr marjları yaratmak için yeni yollar oluşturma peşinde. Hatta oyun o kadar güzel ki, en baba kapitalistler bile saflıklarından mı yoksa oyunun bir parçası olduklarından mı bilinmez, Marks’ı yeniden yorumlamaktan, hatta ona haksızlık ettiklerinden bahseder oldular şu günlerde. Sol düşüncenin romantik yaklaşım boyutunda kalmaya mahkûm olsa bile kapitalizmin sonunun geldiğini bile söyleyenler var. Her şey, kendine para sihirbazları diyen sonradan olmaların, dünya vatandaşlarının cebindeki son kuruşlara da göz dikmesi ile başladı. Tüm dünyada bir yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin, yani küresel ekonominin hacmi 60 trilyon dolar civarında iken, yalnızca Mortgage türev ürünleri adı altında 120 trilyon dolarlık senet, tahvil v.s. piyasaya sunuldu. (Kaynak: TOBB İstanbul Meclis Toplantısı Raporu, 22 Eylül 2008) . Yani bir nevi karşılıksız ve asla değerinde olmayan varlığa dayalı (hatta buna sahte bile diyebiliriz) kâğıtlar. Dünya piyasalarından, bankalar ve finans kuruluşları aracılığı ile, tamamen sanal ortamda, çalışmadan, üretmeden oluşturulan saadet zinciri üzerinden (ki buna yeni sömürge modeli diyebiliriz.) kolay para kazanmanın ve dünyayı soymanın yolunu keşfettiler. Asla bir ev satın alacak geliri olmayan, yani bir nevi daha krediyi verirken batacağı ezbere bilinen riskli kredilerle (Subprime Mortgage) insanları zoraki ev satın almaya teşvik ettiler. Çünkü onlara, dünya pazarlarında paraya tahvil edebilecekleri, kredi işlemine dayalı Mortgage senetleri gerekiyordu. Sonra bununla da yetinmediler. Örneğin 100 bin Dolar evi krediyle alan yurttaşlarına, bir süre sonra giderek, "Evinin değeri 150 bin Dolar oldu. Sana 50 bin Dolar daha verelim. Bununla da kendine yeni bir araba al, yat al, o da olmazsa gez toz" dediler ve 50 bin Dolarlık daha Mortgage senedi aldılar. Böylece dünyanın en borçlu ülkesi olan ABD’nin bankaları, varlık değerleri sanal ortamda suni olarak şişirilmiş tahvil ve senetleri, Mortgage türev ürünleri adı altında dünya piyasalarına, diğer ülke bankalarına sattılar ve verdikleri riskli kredilerin parasal karşılığını dünya pazarlarından topladılar. Günün birinde işler ters gidip varlık (emlak) değerleri, artık yükselecek marjları kalmayarak tavana dayanınca fiyatlar yerinde saymaya ve hatta gerilemeye başladı. Bu kez, zaten ödeme gücü olmayan ev sahipleri ipe un sermeye, hatta bazıları oyunbozanlık edip, bankalara "Borcumu ödeyemiyorum, evinizi geri alın" demeye başladı. İşte o zaman, zaten pamuk ipliği ile zar zor dengede tutulan saadet zinciri koptu. Amerika’daki sıradan vatandaşın ev kredisini ödemekte gönülsüz davranması, onun evi için düzenlenen ve dünyanın dört bir yanına satılmış olan Mortgage senetlerinin riskini artırınca, bu kuruluşlar senedi satın aldıkları ABD banka ve finans kuruluşlarının kapısına dayandılar. Bu kez de bu bankaların bazıları "Battık. Harç bitti. Yapı paydos" deyince uçtu mu size, İzlanda gibi küçük ekonomilere sahip bankaların ve bu bankalardaki yüksek faiz vaatlerine inanarak uluslararası yatırım yaptığını sanan sıradan insanların paraları. Bütün bu anlattıklarım, sizce, dünyanın en büyük ekonomisine sahip, para ve sermaye hareketlerinin en sıkı şekilde izlendiği, vergi yasalarının en acımasız olduğu bir ülke olan ABD’nin gözünden nasıl kaçmış olabilir. Size de biraz garip gelmiyor mu? "Cinayetin işlenmesi en çok kimin işine yarıyorsa, onun katil olma olasılığı diğerlerinden daha fazladır" mantığından hareketle irdelediğimizde gördüğümüz tablo şudur: Devasa Amerikan ekonomisinin yarattığı devasa borç, hesapsız harcamalar ve tabii ki savaş maliyetleri, evrile çevrile sonunda sıradan dünya vatandaşlarının sırtına yüklenmiştir. Bakmayın şu sıralar fazla seslerinin çıkmamasına. Tamamen öngörü ama batırılan kuruluşların sermaye yapıları, tahvil ve hisse portföyleri bir gün olur açıklanırsa bunların ne kadarının Avrupa, Arap, Çin, Rus veya Japon sermayesi olduğu görülecektir. Petrol başta olmak üzere ABD’ye sattıkları ürünler karşılığında ellerine tutuşturulan sanal tahvil ve senetlerin karşılıkları dağa gitmiş, dağ da yanmış bitmiş kül olmuştur. Siz istediğiniz kadar savaşı desteklemeyin. Çorbada sizin de tuzunuz oldu ve maliyetine kendi çapınızda katkı koydunuz bile. Birileri papazı sizin elinizde bıraktı. Geçmiş olsun. |