Azbuz Toolbar Video V-kart Profilim Arama Yardım Çıkış Video V-kart Üye girişi Yeni üyelik Arama Yardım Benim de bir sitem olsun Sonraki site Sonraki site Azbuz Toolbar
Buradasınız:Azbuz --> ckrefe --> CUMHURİYET AHLAKI VE ATATÜRK İLKELERİMİZ SON KOZUMUZDUR!
10 Ocak 2009, Cumartesi
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
ckrefe


48
Kastamonu
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Kültür, Sanat ve Edebiyat > Şiir
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
AKTİF FORUMLAR
[] GÜLMECE DÜŞÜNMECE

[] ATAM İÇİN YAZ

[] KAHRAMAN MEHMETE YAZIN.
-->> Diğerleri
OYLAMA
ckrefe blogunu nasil buldunuz?
İYİ
BEĞENMEDİM
DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 
rss link
 
ADnet Reklamları
 
CUMHURİYET AHLAKI VE ATATÜRK İLKELERİMİZ SON KOZUMUZDUR!

 p.  


Papaz kimin elinde kaldı...

   
 A HANDA     KAÇTI       PAPAZ

Ne ilgisi var demeyin. Küresel ekonomik kriz denen olguyu, sokaktaki sıradan
insanların gönülsüzce masada oturdukları ve ne yapsalar, ne etseler de papazın
hep ellerinde kaldığı "Papaz Kaçtı" oyununa benzetiyorum.

Biz varlıklarımızı özelleştirerek verimliliği ve kârlılığı özel sektörün dinamik
ve rekabetçi ruhuna havale etmeye çalışırken, kapitalizmin mabedi ABD, bir
yandan "Görünmez el teorisi" adlı kuramı ile kapitalizmin kurucusu sayılan Adam
Smith’e göz kırparak, sistemi kurtarma adı altında yeni kâr marjları yaratmak
için yeni yollar oluşturma peşinde.

Hatta oyun o kadar güzel ki, en baba kapitalistler bile saflıklarından mı yoksa
oyunun bir parçası olduklarından mı bilinmez, Marks’ı yeniden yorumlamaktan,
hatta ona haksızlık ettiklerinden bahseder oldular şu günlerde. Sol düşüncenin
romantik yaklaşım boyutunda kalmaya mahkûm olsa bile kapitalizmin sonunun
geldiğini bile söyleyenler var.

Her şey, kendine para sihirbazları diyen sonradan olmaların, dünya
vatandaşlarının cebindeki son kuruşlara da göz dikmesi ile başladı. Tüm dünyada
bir yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin, yani küresel ekonominin hacmi 60
trilyon dolar civarında iken, yalnızca Mortgage türev ürünleri adı altında 120
trilyon dolarlık senet, tahvil v.s. piyasaya sunuldu. (Kaynak: TOBB İstanbul
Meclis Toplantısı Raporu, 22 Eylül 2008) . Yani bir nevi karşılıksız ve asla
değerinde olmayan varlığa dayalı (hatta buna sahte bile diyebiliriz) kâğıtlar.



Dünya piyasalarından, bankalar ve finans kuruluşları aracılığı ile, tamamen
sanal ortamda, çalışmadan, üretmeden oluşturulan saadet zinciri üzerinden (ki
buna yeni sömürge modeli diyebiliriz.) kolay para kazanmanın ve dünyayı soymanın
yolunu keşfettiler.

Asla bir ev satın alacak geliri olmayan, yani bir nevi daha krediyi verirken
batacağı ezbere bilinen riskli kredilerle (Subprime Mortgage) insanları zoraki
ev satın almaya teşvik ettiler. Çünkü onlara, dünya pazarlarında paraya tahvil
edebilecekleri, kredi işlemine dayalı Mortgage senetleri gerekiyordu.

Sonra bununla da yetinmediler. Örneğin 100 bin Dolar evi krediyle alan
yurttaşlarına, bir süre sonra giderek, "Evinin değeri 150 bin Dolar oldu. Sana
50 bin Dolar daha verelim. Bununla da kendine yeni bir araba al, yat al, o da
olmazsa gez toz" dediler ve 50 bin Dolarlık daha Mortgage senedi aldılar.

Böylece dünyanın en borçlu ülkesi olan ABD’nin bankaları, varlık değerleri sanal
ortamda suni olarak şişirilmiş tahvil ve senetleri, Mortgage türev ürünleri adı
altında dünya piyasalarına, diğer ülke bankalarına sattılar ve verdikleri riskli
kredilerin parasal karşılığını dünya pazarlarından topladılar.

Günün birinde işler ters gidip varlık (emlak) değerleri, artık yükselecek
marjları kalmayarak tavana dayanınca fiyatlar yerinde saymaya ve hatta
gerilemeye başladı. Bu kez, zaten ödeme gücü olmayan ev sahipleri ipe un
sermeye, hatta bazıları oyunbozanlık edip, bankalara "Borcumu ödeyemiyorum,
evinizi geri alın" demeye başladı.

İşte o zaman, zaten pamuk ipliği ile zar zor dengede tutulan saadet zinciri
koptu. Amerika’daki sıradan vatandaşın ev kredisini ödemekte gönülsüz
davranması, onun evi için düzenlenen ve dünyanın dört bir yanına satılmış olan
Mortgage senetlerinin riskini artırınca, bu kuruluşlar senedi satın aldıkları
ABD banka ve finans kuruluşlarının kapısına dayandılar.

Bu kez de bu bankaların bazıları "Battık. Harç bitti. Yapı paydos" deyince uçtu
mu size, İzlanda gibi küçük ekonomilere sahip bankaların ve bu bankalardaki
yüksek faiz vaatlerine inanarak uluslararası yatırım yaptığını sanan sıradan
insanların paraları.

Bütün bu anlattıklarım, sizce, dünyanın en büyük ekonomisine sahip, para ve
sermaye hareketlerinin en sıkı şekilde izlendiği, vergi yasalarının en acımasız
olduğu bir ülke olan ABD’nin gözünden nasıl kaçmış olabilir. Size de biraz garip
gelmiyor mu?

"Cinayetin işlenmesi en çok kimin işine yarıyorsa, onun katil olma olasılığı
diğerlerinden daha fazladır"
mantığından hareketle irdelediğimizde gördüğümüz
tablo şudur: Devasa Amerikan ekonomisinin yarattığı devasa borç, hesapsız
harcamalar ve tabii ki savaş maliyetleri, evrile çevrile sonunda sıradan dünya
vatandaşlarının sırtına yüklenmiştir.



Bakmayın şu sıralar fazla seslerinin çıkmamasına. Tamamen öngörü ama batırılan
kuruluşların sermaye yapıları, tahvil ve hisse portföyleri bir gün olur
açıklanırsa bunların ne kadarının Avrupa, Arap, Çin, Rus veya Japon sermayesi
olduğu görülecektir. Petrol başta olmak üzere ABD’ye sattıkları ürünler
karşılığında ellerine tutuşturulan sanal tahvil ve senetlerin karşılıkları dağa
gitmiş, dağ da yanmış bitmiş kül olmuştur.

Siz istediğiniz kadar savaşı desteklemeyin. Çorbada sizin de tuzunuz oldu ve
maliyetine kendi çapınızda katkı koydunuz bile. Birileri papazı sizin elinizde
bıraktı.
Geçmiş olsun.

 

Yiğit AY Maviizm tarafından gönderilen tüm yazılar
Bu yazı 19/11/2008 tarihinde yayınlandı. mortela (nursen bingöl) tarafından 19/11/2008 tarihinde güncellendi. 9 defa görüntülendi.
YORUM BIRAKIN
ETİKETLER
bu kaçırmayalım sonkoz



Bu yazıyı arkadaşına gönder
Kimden : Kime :
CKREFE `den | ŞİİRLER | DÜZ YAZILAR | EKSTRA GİF RESİMLER | YÜREĞİMİZE DEĞENLER | ckrefe Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.
azbuz4